SIKÇA SORULAN SORULAR

OKUL KORKUSU

“Evinizin prens ya da prensesinin halka karışması kolay olmaz”

OKULA BAŞLANGICI ZORLAŞTIRAN ... ETKEN

Evin en değerli varlığı, küçük prensi ya da prensesiyken herkesle aynı düzeyde olduğu bir ortama girmek kimin için kolay olabilir ki? Okulun ilk günü birçok çocuk bu psikolojik durumla karşı karşıya kalıyor ve yeni hayatlarına geçişte bir uyum süreci yaşıyorlar. Ancak bazı çocuklar için bu dönem diğerlerine göre çok daha zor yaşanıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Emel Tütüncü, okula başlangıcı zorlaştıran etkenler hakkında bilgi veriyor.

1- Okul öncesi eğitimi almamak

Okul öncesi eğitim almamış çocukların 1. sınıfa uyum sağlamaları biraz zaman alabiliyor. Okula uyumun en önemli kuralı öncelikle öğretmen ve yeni arkadaşları ile tanışmak, onlara güven duymaktan geçiyor. Ayrıca okulunun, sınıfının ortamı ile servis kullanımı, yeme-içme, tuvalet ihtiyacı gibi gereksinimleri, uymak zorunda olduğu kurallar, çocuğun yeni çevresel koşullara uyumunu belirleyen özel değişikliklerdir. Eğer çocuk okul anaokulu eğitimi almadıysa 1. sınıfta tüm bu süreçlere adaptasyonu çok daha zor gerçekleşiyor.

2- İlkokula erken başlamak

Okula uyum sosyal ve akademik adaptasyonu içerdiğinden, karmaşık bir süreç halinde yaşanıyor. Çocuk bir yandan kurallara uygun arkadaşlık ilişkileri kurmak durumunda kalıyor. Bir yandan da öğrenmesi gereken bilgileri, ödev ve sorumluklarla da geliştirerek depo etmek, pekiştirmek, büyükleri tarafından onaylanmak endişesi yaşıyor. İlkokula başlamak üzere olan çocuk, yaşamakta olduğu gelişim döneminin özelliklerine göre, sorumluluk almaya hazır, kendini denetlemeye başlamış, sıklıkla uyum yeteneği artmış, dikkatli çocuk olmalıdır. Bu nedenle uyum süreci, yaşı uygun çocuklarda sıklıkla kısa ve sorunsuz atlatılabiliyor. Ancak yaşı küçük olan çocuklar bu karmaşık sürecin üstesinden gelmekte ciddi anlamda zorlanıyor.

3- Kural tanımadan büyümek

Gelişimi uygun olsa da bazı çocuklar, yetiştirilme koşullarına göre bazı farklı tavırlar gösterebiliyor. Örneğin, her istediği yapılmış, kendisine otorite tanıtılmamış, sınırsız davranışları uyarılmamış, kuralsız büyümüş çocuklar okula başlarken oldukça zorlanıyor. Okula başlamakla karşılarına çıkan kurallı, dengeli, net, ödev ve sorumlukları belirlenmiş ortamdan rahatsızlık duyuyor, oradan kaçmak, kendilerini güvenli ve rahat hissettikleri ortama, sıklıkla evlerine dönmek istiyorlar. Bu gruptaki çocukların okula uyumu, her gün, okula uygun saatlerde gidişini ve okuldan gelişini sağlamak, ev içinde de okulun otoritesinin geçerli olduğu, onaylandığı algısını yaratmaktan geçiyor.

4- Psikolojik sorunlar

Ruhsal rahatsızlıkların olduğu bir grup çocukta da çeşitli davranış sorunları yanında okul korkusu izleniyor. Kaygı Bozukluğu, depresyon, davranış bozuklukları, aktivite ve dikkat bozukluğu gibi ruhsal rahatsızlıkların varlığında çocuğun yeni bir ortama uyumu zorlaşıyor. Okulun ikinci haftasından itibaren, çocuğun uyku ve iştah sorunlarının ortaya çıkması, aşırı gerginlik, sık ağlama, korkular görülmesi durumunda önce okulun rehberlik biriminden sonra da bir çocuk psikiyatr’ından destek alınması gerekiyor.

5- Ebeveyn tutumlarında farklılıklar, okul hakkında farklı görüşlere sahip ebeveynlerin varlığı

Okula başlayan çocuk yeni bir ortama gireceği için bazen endişe bazen de heyecan yaşar. Günlük yaşantısına ait rutinin bozulması, çocuğun uykusuna evinde devam etmesi yerine sabah erken bir saatte kalkıp hazırlığını yaparak okuluna gitmesi aileler tarafından doğal bir durum şeklinde algılanmalıdır. Ancak bazı ebeveynler, çocuklarına “kıyamama” (!) düşüncesi ile “bir gün okula geç gitse de olur, bugün hiç kalkmak istemiyor, keyifsiz, gitse de orda rahat durmaz, sıkılır, üzülür” gibi endişelerle çocuğun okula uyumunu olumsuz yönde etkileyebilir. Ebeveynlerden biri, çocuğun zaman zaman okula gitmeyebileceğini düşünürken diğerinin, bunu zorunlu ve süreklilik gerektiren bir görev gibi algılayıp çocuğu düzenli olarak okula gönderme çabası içinde olması bir çatışma yaratır. Bu çatışma çocuğun okula uyumunu bozar ve çocuk, kendi rahatına uygun şeklide davranmaya eğilimli olan ebeveyni bu yönde etkileyecek bulgular üretebilir. Ebeveynlerin aynı dili konuşması, çocuk hakkında farklı görüşlere sahipken ortak uygun karara varabilmeleri okula uyumda sağlıklı bir tutum olarak yansıyacaktır.